Suriye'nin gelecek umudu tükeniyor
Halep'in kuzeyinde bulunan, Türkiye sınırındaki Azez şehri yolunda güneş batarken insanlar tek bir yöne doğru yürüyor.
Kadınlar sevdiklerinin ellerini sımsıkı tutuyor; erkekler çocukları omuzlarında taşıyor; ailelerin hepsi taşıyabilecekleri birkaç eşyayı sırtlarına alıp kaçarak yollara düşmüş. Bir kişi bile güneşin batışına, batıya doğru gitmiyor. Hepsi, kitle halinde Türkiye sınırına yönelmiş. Bu cesur insanların paylaştıkları dile getirilmemiş bir gerçek var: Savaş öncesi Suriye'nin en büyük şehri olan Halep'in çok yakın bir zamanda kuşatılmasından korkuyorlar.
5 yıl savaştan sonra Suriye'de şartların bundan daha kötüye gidemeyeceğini artık her şeyi gördüğümüzü düşündüğümüz bir anda çatışma başka bir hal alıyor ve bizi şaşırtıyor. Geçtiğimiz haftalarda bombalamaların yoğunlaşmasıyla sivil ölümlerde çok büyük artış yaşandı ve on binlerce insan Türkiye sınırına ulaştı. Sadece son birkaç günde Türkiye sınırındaki kampların yoğunluğu iki katına çıktı ve çaresizce hayatta kalmaya çalışan yerinden edilmiş insanların oluşturduğu uzun kuyrukların sonu görünmüyor. Tahminlerimize göre şu anda 70 bin kişi sınıra doğru ilerliyor.
Kış soğuğunun ortasında daha fazla insan, temel ihtiyaçları olmadan sınıra ulaşıyor; yemek yok, su yok, battaniye yok. Yardım arayan pek çok aile paralarının kalmadığını söylüyor. İnsanların uyuyacakları yer bile yok. Son bir veya iki günde durum öyle kritik bir noktaya ulaştı ki bazı aileler köylerine dönmeye karar vermek zorunda kaldı. Bu aileler savaş alanlarından eve yürümeyi seçmek durumunda kaldılar çünkü barınak bulamayacaklardı ve dışarısı uyumak için çok soğuk. Kendilerini kapana kısılmış gibi hissediyorlar.
Korkunç koşullara rağmen ekiplerimiz insani zorunlulukları yerine getirmek için çok çalışıyor. Yerel ortaklarımızla işbirliği içinde sınırın yakınında konuşlandık ve gelen insanları su, yemek ve bulabildiğimiz döşek, battaniye gibi temel ihtiyaçlarla karşılıyoruz. Şu an için yemek ve diğer ihtiyaçlar konusunda yardım ediliyor ama bu erzakların ne kadar yeteceğini ve bir dahaki sevkiyatın ne kadar süreceğini bilmiyoruz.
İnsanların endişesi zaman geçtikçe artıyor. Birkaç yıldır çatışma altında yaşamayı başardılar ama kuşatma ihtimali canlarını iyice sıkmaya başlamış görünüyor. Halep ve çevresindeki artan savaş ve hava saldırıları, kuzeyden gelen en önemli ve direkt insani yardım rotasını kesiyor. Şimdilik şehre başka bir yoldan ulaşabiliyoruz ama bu yol da güvenilmez ve riskli. Bütün bölge kaç gündür saldırı altında, dolayısıyla insanlar için güvenli yerler ve bölgeler çok kısıtlı.
Son bir yılda masum sivillerin çatışmadan uzakta, güvende olacakları bölge sayısında dramatik bir düşüş yaşandı. Siviller için güvenli bölgelerin daralmasından endişe ediyoruz. Savaşan tarafların saldırılarına maruz kalınmayacak çok az yer kaldı. Hem kaçan hem de burada kalan insanlar için durum kasvetli.
Katlanılması imkânsız olan gerçek ise hiçbir miktarda paranın veya erzak sevkiyatının Suriye'deki ıstırabı sonlandırmayacak olması. Buna son verecek olan tek çözüm bu ıstıraba sebep olanlardan gelebilir. Suriye'de savaşan taraflar uluslararası hukuka saygı göstermeli, sivilleri hedef almamalı ve insani erişimi serbest bırakmalı.
Şu anda Suriye'deki insani durum utanç verici ve ahlaki olarak kabul edilemez. Bu krizi sonlandırmak için çok geç kalındı. Siyasi liderlere savaşa son vermeleri için baskıyı artırmalıyız.
*Guardian, 10 Şubat 2016
