Viyana’nın edebiyat kafeleri
null
Yaz aylarının yaklaşması tatilin habercisi. Viyana’ya gidecekler için müzeler, saraylar haricinde şehrin sanat ve kültürüne katkıda bulunan kafelerini derledik. Edebiyatçıların ve sanat sevenlerin uğradığı kafeler, özellikle sosyalleşmek isteyenlerin rağbet ettiği mekanlar. KEVSER KULAKSIZ Viyana, sanatı ve kültürü ön plana çıkmış önemli bir şehir. Sanat galerileri ve opera binalarıyla dolu şehirde insanların kültürel anlamda sosyalleştiği unsurlardan biri de kafeler. 19. yüzyılda en parlak dönemini yaşayan bu kafeleri popüler yapan, dönemin ünlü yazarları, şairleri, düşünürleri ve sanatçılarının vakitlerini buralarda geçiriyor oluşu. Ayrıca kafeler insanlara sosyal bir buluşma alanı oluşturuyor. 1800’lü yıllardan kalma bu kafelerde edebiyat konuşuluyor. Edebiyatçılardan ressamlara birçok misafiri oluyor. Genellikle hafta sonları düzenli klasik müzik resitalleri oluyor. Kafelerde garsonlar smokinleriyle konuklara hizmet ediyor. Duvarları da sanat afişleri, tiyatro gösterim tarihleri ve çeşitli kültürel resim ve haberlerle dolu. Viyana kafelerinin ziyaretçileri yalnızca kahve içip yemek yemek için değil, değerli vakit geçirmek için tercih ediyor buraları. Çünkü kafeler aynı zamanda insanların oyun oynadıkları, kitap okudukları, ders çalıştıkları yerler olarak benimseniyor. Bu yüzden de bugün hâlâ kafelerin tamamında müşterilerin yararlanacakları günlük gazeteler ve aylık dergiler bulunuyor. Tüm sosyal alanlarda olduğu gibi, kafe kültüründe de hiçbir şeyin aceleye getirilmemesi ve hakkının veriliyor olması takdirimizi kazanıyor. Cafe Hawelka 1930’lu yıllarda açılan hareketli Cafe Hawelka, eski dünyaya özgü bir cazibe sunuyor. Hawelka’da da diğer kafelerde olduğu gibi tüm kahveler küçük bir tepside, bir bardak suyla servis ediliyor. Bunun Türklerden öğrendikleri bir özellik olduğu söyleniyor. Bu güzel sunum, küçük mermer masaların üzerine, takım elbiseli kibar garsonlar tarafından bırakılıyor, kahve ve yemekler hakkında görüşünüz soruluyor. Leopold Hawelka’nın 1939’da eşi Josefine ile birlikte açtığı kafe bugün Viyana kafe kültürünün en önemli parçalarından biri. Leopold, 2011 yılında, 100 yaşındayken hayata veda ediyor. Kafeyi devralan çocukları Leopold’un 90’ına kadar her gün kafeye gelip müşterileri karşıladığını ve işin başında durduğunu söylüyor. Sahipleri genellikle ressamlardan yemek karşılığında tablo almış. Bu nedenle duvarlar başka ressamlarla birlikte Ernst Fuchs’un yapıtlarıyla kaplı. Cafe Braunerhof Braunerhof, bir oturma odası havasına sahip bir mekan. Mobilyaları, rahat olmasına karşın 1900’lü yıllara kadar geriye giden tarihi nedeniyle biraz eski. Burası daima bir edebiyat kafesi olmuş. Alfred Polgar ile Hugo von Hofmansthal gibi yazarlar kafenin müdavimleri arasında. Demel İmparatoriçe Sisi’ye çok sevdiği tatlı menekşe şerbetini bile sağlayan Cafe Demel, 1786 yılında açılmış. 19. yüzyılın ortalarından itibaren Viyana üst sınıflarının buluşma yeri haline gelmiş. Pasta sevenler için Viyana’nın en incelikli inziva köşelerinden biri olan bu kafede yer bulmak imkânsız gibi. Bu yüzden kapıda sizi oturmak için sıra oluşturanların kuyruğu karşılıyor. Reyonlardan hatıra olarak küçük bir paket çikolata alarak buranın çikolatalarından da yararlanabilirsiniz. Bu kafenin bir diğer özelliği ise mutfağının görünür bir yerde olması. Aşçıların çalışması dahi oturanların dikkatini çekiyor. Cafe Central Kentin en bilinen kafelerinden biri olan Central, 19. yüzyılın sonlarında Viyanalı entelektüellerin buluşma yeridir. 1876’da açılan Cafe Central, Sigmund Freud’dan Leon Trotsky’ye kadar pek çok ünlü ismin uğrak yeriymiş. Leon Troçki I. Dünya Savaşı öncesi Viyana sürgünü sırasında mekânın sıkı müdavimlerinden olmuş. 19. yüzyıl şairlerinden Peter Altenberg’i arayanlar ‘Ya Cafe Central’dedir ya da oraya doğru yoldadır’ cevabını alıyorlarmış. Mektup adresini bile Cafe Central olarak veren Peter Altenberg’in kafenin içerisindeki ilk masada oturan heykeli bulunuyor. Mekanda bugün günde yaklaşık bin fincan kahve servisi yapılıyor.
